Fitness

Hızlı diyet tuzağına düşmeyin? #41

Yağlarınızdan kurtulmak için artık sabredemiyor musunuz? Hızlı çözüm sunan mucize diyetler yapabileceğiniz en büyük hata olabilir.

Hepimiz o hissi çok iyi biliyoruz: Çok içtiğiniz ya da bir şeyleri fazla kaçırdığınız bir hafta sonunun ardından aynanın karşısına geçtiğiniz ya da banyoda tartıya çıktığınız ilk anda diyet yapmaya karar verirsiniz.

Çoğu insan hemen sonuç almak ister. Kendinizi kötü hissediyorsunuzdur ve bunun anında değişmesini arzularsınız. Fakat “detoks diyeti”, “arınma diyeti” ya da “metabolik yenilenme diyeti” gibi dikkat çekici isimleri ile anında sonuç almayı vaat eden ve kestirme çözümler sunan yaklaşımlar, asla uzun vadede fayda sağlamaz. Hatta daha da kötüsü, uzun vadede daha fazla yağ depolamanıza ve mutsuz olmanıza sebep olacaklardır.

Nasıl kilo alır ya da veririz?

Hızlı çözüm sunan diyetlerin tehlikelerinden bahsetmeye başlamadan önce nasıl kilo verip aldığımızı anlamamız önemlidir. Teoride, kilo vermek son derece basit bir süreçtir. Kilo vermek tamamen Enerji Denge Denklemi’nin söylediği üzere, aldığınızdan daha fazla kalori yaktığınızda gerçekleşir.

Sadece canlılığımızı korumak için bile kalori yakarız. Dinlenme sürecinde bile vücudumuz canlı kalmak adına bir miktar kalori harcar ve buna bazal metabolik oran denir. Ayrıca gün içerisinde yaptığımız bütün eylemler, egzersizler ve boşaltım yöntemlerinde de kalori yakarız.Yaktığımızdan daha fazla kalori aldığımızda ise bu, kilo almamızla sonuçlanır. Bu sistemi anlamak son derece önemlidir çünkü diyetlerin tümü bu mantık üzerinden çalışır.

Sadece süper gıdalar yemeniz, günde bir kez ya da on kez yemek yemeniz veya amuda kalkarak yemek yemeniz fark etmez. Yaktığınızdan daha az kalori aldığınız takdirde kilo verirsiniz.

Fakat bu, tüm diyetlerin kilo verdirme konusunda eşit şekilde etkili olduğu anlamına gelmez. Sağlığınıza ve ruh halinize iyi gelmesi de tamamen farklı kıstaslara bağlıdır! Hızlı diyetlerin neden işe yaramadığını ve hem beyninize hem de vücudunuza neden zarar verebileceğini öğrenmek için podcast konumuza buyurun.

VÜCUDUNUZUN SIVI DENGESİ BOZULABİLİR

Birçok hızlı diyet ilk başta işe yarıyor gibi gözükür çünkü gıda tüketiminizi kısıtlayıp günlük kalori alımınızı azaltmak için bazı gıdaları yemeyi bıraktığınızda kilo verirsiniz. Ama sorun şu ki, kaybettiğiniz şey yağ değil, sudur. Ve bu, olmasını istediğimiz en son şeydir.

İşte detoks diyetlerinin son derece tehlikeli olmasının sebeplerinden biri budur. Vücudunuzun sıvı ve tuz (elektrolit) dengesini olumsuz şekilde etkiler ve çok hızlı sıvı ve tuz kaybetmenize yol açabilirler.

Sıvı ve elektrolit dengesinin bozulması dehidrasyona yol açarak görünüşünüzün, ruh halinizin ve günlük iş performansınızın normalden daha kötü bir noktaya düşmesine sebep olabilir.

Eğer bu durum uzun süre devam ederse, vücudumuz için sıvılar son derece önemli olduğundan dolayı karşılaştığımız tehlikeler de artar. Kalp ritmimizin dengesinin korunması ve organlarımızın doğru çalışması için sıvı çok önemlidir.

Kısacası bu “detoks diyetlerini” denemek istiyorsanız, birkaç gün içerisinde tartıda hafiflemeye başladığınızı gördüğünüzde aslında yağ değil sıvı kaybettiğinizi unutmayın. Sıvı kaybetmek yorgun ve mutsuz hissetmenize neden olacaktır ve bunun sağlıklı bir yaşamla alakası bile yoktur!

VÜCUDUNUZ BESİNLERE AÇ KALABİLİR

Neredeyse tüm hızlı sonuç veren diyetler, bazı besin tiplerinin ve ya besin gruplarının tüketimini çok fazla kısıtlayarak, bazen de tamamen yasaklayarak günlük kalori almını ciddi oranda azaltmaya yönelik bir işleyişe sahiptir.

Bu sistem, vücudunuzun ister sağlıklı yağlar, ister protein ya da vitamin ve mineraller olsun, önemli besinleri almasını zorlaştırır ve böyle bir diyetin sizi sağlıklı şekilde beslemeye yönelik bir çalışması yoktur. Bu da sağlıklı görünüş ve ruh halinizin zamanla yavaş yavaş kötü etkileneceği anlamına gelir.

Ciltte solgunluk ve kuruluk, kaslarda ve eklemlerde ağrı, yorgunluk ve zayıflık hissi ya da uyku sorunları gibi birçok fiziksel problemle karşılaşabilir, bunun yanı sıra kötü ruh hali, odaklanmaproblemleri, motivasyon ve konsantrasyon kaybı ve sürekli açlık hali gibi zihinsel problemler de yaşayabilirsiniz.

Bu tarz bir diyet uygularken muhtemelen gün içerisinde aklınızdan geçen tek şey yemek ve bir sonraki öğününüz olacaktır. Üstelik iştahla beklediğiniz o öğünün başına oturduğunuzda yediklerinizden tatmin olmanız da son derece düşük bir ihtimal.

Bu durum uzun vadede kendinizi çok kötü hissetmenize ve diyetin sebep olduğu tüm bu yan etkilere değip değmediğini sorgulamanıza neden olacaktır, ki gerçekten değmez.

METABOLİZMANIZ YAVAŞLAYABİLİR

Evrimsel olarak baktığımızda vücudumuzun tek görevi açlıktan ölmemektir. Bu sebeple vücudunuz ne yediğinize son derece dikkat eder.

Birden bire daha az yemeye başladığınızda, vücudunuz açlıktan ölme ihtimalini engellemek adına bazı değişimler göstermeye başlar.

Metabolizmanız yavaşlayarak enerji saklar, yiyecekler sindirim sisteminden daha yavaş geçerek daha fazla emilmeye başlar ve vücudunuzun yenilenme ve iyileşme süreci yavaşlar. Ayrıca seks hormonları testosteron, östrojen ve progesteron gibi önemli hormonların üretimi de azalır.

Metabolizmanın yavaşlaması ciddi sorunları beraberinde getirir. Metabolizmanız yavaşladığında vücudunuz hayatta kalmak için daha az enerjiye ihtiyaç duyduğunu düşünür v anız gerekir ve bu da zamanla bir kısır döngüye dönüşür.

Zamanla vücudunuz daha az enerji tüketir ve bu da kilo vermenizi zorlaştırır.

İŞTAHINIZIN KONTROLÜNÜ KAYBEDEBİLİRSİNİZ

Sizi neyin acıktırdığını ya da tokluk hissine neyin sebep olduğunu düşündünüz mü?İştah, sindirim sistemi ile beyin arasındaki bir dizi haberleşme döngüsünün kontrolündedir. Ayrıca yağ hücrelerimizde de, yağ depolarımızın ne kadar dolu olduğunu beynimize bildiren sensörler bulunur. Az yiyecek tükettiğinizde bu sensörler ve haberleşme döngüsü sizi ciddi anlamda acıktırarak durumu düzeltmeye çalışır.

Bu öyle bir açlıktır ki insana “Buzdolabı ile arama girersen, yapacaklarımdan ben sorumlu değilim!” dedirtir. İradeniz ve motivasyonunuz ne kadar güçlü olursa olsun, beyniniz “açlıktan ölüyorsun” sinyali aldığı zaman hiçbir şeyi dinlemez.

Böyle bir diyeti uzun süre sürdürmek imkansızdır ve zamanla soğumanız işten bile değildir. Bir süre sonra bırakır ve normal beslenmeye geri dönersiniz. Fakat bir süre diyet yaptığınız için metabolizmanız yavaşlamıştır ve artık daha az kalori yaktığı için normal beslenmenize döndüğünüzde verdiğiniz tüm kiloları, hatta daha fazlasını geri alırsınız. Beyniniz tüm fazla enerjiyi yağa çevirerek depolamaya başlar. Bir daha “açlıktan ölme” tehlikesiyle karşılaşırsanız hazırlıklı olmak için…

Yemeği daha fazla düşünmeye ve dolayısıyla daha fazla yemeye başlarsınız. Sık sık diyet yapıp vazgeçen insanların kilo vermek yerine almasının ana sebeplerinden biri budur.

İÇİNDEN ÇIKILMAZ BİR DÖNGÜYE DÜŞEBİLİRSİNİZ

Kestirme sonuç vaat eden diyetlerin sebep olduğu birçok fizyolojik problem mevcuttur fakat bunların en önemlisi, yaşam alışkanlıklarınıza zarar vermeleri ve sağlıksız değişimle sebep olmalarıdır. İşte hızlı diyetlerin sebep olduğu en kötü alışkanlıklardan bazıları:

l Ya “diyettesinizdir” ya da “diyette değilsinizdir”. Hiçbir zaman bunun arasını yakalayamazsınız.

l Sadece çok kısa bir süre kilo vermenin başarı hissini tadarsınız, dahası hiçbir zaman yoktur.

l Uzun dönemler boyunca başarısızlık hissine maruz kaldığınız için kendinizi suçlu ve çaresiz hissederek mutsuz olursunuz.

l Yiyeceklerle sağlıksız

bir ilişki geliştirirsiniz ve takıntılı bir yeme davranışı ortaya çıkabilir

l Nasıl hissettiğiniz konusunda vücudunuza güvenmeyi unutur, akıllıca beslenme tercihleri konusunda kendinize güveninizi yitirirsiniz.

l Denemeleriniz şu iki kötü senaryo ile sonuçlanabilir. Ya tüm hayatınızı katı beslenme kurallarına bağlı yaşamaya başlar ya da beslenmenizin ve hayatınızın kontrolünü tamamen kaybedersiniz.

HABERLER

KİLO VERMEK İÇİN BİR NEDEN DAHA:

Obezite, demansı tetikliyor!

Karın bölgenizdeki aşırı yağlanma, görünüşünüzün haricinde beyninize de zarar veriyor.

kaliforniyalı araştırmacılar, karın bölgesindeki aşırı yağlanmanın orta yaşlı kişilerde hayatın ilerleyen yıllarında demans riskini yükselttiğine inanıyor. Kaliforniya, Oakland’deki Kaiser Permanente Araştırma Birliği’nde yapılan ve 27 yıl süren bir araştırmanın sonuçları, 30’lu ve 40’lı yaşlarında obez olan kişilerin (BMI değerleri 30 ve üzerine olanların), ilerleyen yaşlarda demans sorunu yaşama riskinin %74 daha yüksek olduğunu gösteriyor. Üstelik tek risk grubu da obez kişiler değil. BMI değerleri 25-29.9 aralığında olan fazla kilolu kişilerde de beyin fonksiyonlarında zayıflama gerçekleşme ihtimali, sağlıklı bir beslenme düzenine sahip (BMI değerleri 18.6-24.9 arasında olan) kişilere kıyasla %35 daha yüksek