Yaşam Tarzı

Güneş canınızı yakmasın #46

Güneşe hepimizin ihtiyacı var. Hem bedenen hem de ruhsal olarak...

Hele tatil için bedenlerimizi teslim ettiğimizde bu etki bir kat daha artıyor. Ama dikkat! Geçmiş dönemlere oranla ciltteki riskleri bir kat daha artan güneş ışınlarının, geri dönüşü olmayan zararlarına karşı mutlaka önlem almak gerekiyor. Güneşe hepimizin ihtiyacı var. Hem bedenen hem de ruhsal olarak...

Ancak fazlası herşeyde olduğu gibi kalıcı hasarlara yol açabiliyor.

Güneş; ışığa ek olarak, cildimiz üzerinde bir etkiye sahip olan gözle görülemeyen ışınlar yayıyor:

Ultraviole ya da UV ışınları...

Üç UV türü içinde sadece ikisi atmosfere nüfuz ediyor ve cilt katmanımız üzerinde bir etkiye sahip oluyor. Aslında UVB’ler ve UVA’lar cilde farklı seviyelerde nüfuz ediyor. UVB’ler epidermisin en derin katmanına ulaşıyor.

Bu ışınlar epidermiste melanin oluşturan hücreler olan melanositlere ulaşıyor ve melanin sayesinde bronzlaşma gerçekleşiyor. Bronzlaşma, UVB’lerin agresif ve şiddetli etkisine karşı vücudun yanıtından başka bir şey değil. Cilt, bu zarar veren ışınların nüfuzunu önlemek için bir kalkan oluşturmaya çalışıyor.

Fakat bu usta sistem, özellikle açık tenli kişilerde kısa sürede yanık sınırına ulaşabiliyor. UVB’ler güneş yanığı görünümünden ve bunun yanı sıra değerli DNA’mızın mutasyonundan sorumlu.

Vücudun kendi iç onarım sistemine rağmen, yoğun ve sık güneşlenmelerde DNA lezyonları geri döndürülemez hale geliyor.

Yaşlanma süreci hızlanıyor ve cilt kanserlerine davetiye çıkarıyor. UVA’lar daha derin dermise nüfuz ediyor ve Ultraviyole ışınları cildin bir anlamda ‘sahte’ bronz görünümüne yol açıyor.

Melanin sentezini başlatamıyor, fakat ciltte zaten varolan melanini oksitliyor. Bu da UVA ışınlarının, dermiş tabakasına ulaştıklarında, cilde sıkılık ve elastikiyet sağlamaya hizmet eden hem kolajen hem de elastin liflerine zarar vermesine yol açıyor. Bu liflerin yarattığı zararlar tamamen onarılamıyor. Dolayısıyla zaman içinde dermis özelliklerini kaybetmeye başlıyor ve cilt yaşlı görünüyor. Kırışıklıklar, çoğalmaya ve derinleşmeye başlıyor. Dermisin bu dejenere hali cilt yüzeyine, güneş ışınlarının ve ultraviolenin neden olduğu doku hasarı olarak yansıyor. Böylece UVA’ların sinsi etkileri kaçınılmaz oluyor ve cilt elastikiyetini kaybederek yumuşuyor, solgun bir görünüme bürünüyor.

Cilt tipine göre korumasız güneş süresi

Güneş altında korunma olmadan kalma süresi herkes için standart değil. Bu süre cildin tipine göre değişiyor. Cilt tipi güneş altında bronzlaşma derecesine göre değerlendiriliyor ve 5 ayrı cilt tipi bulunuyor. Güneşi tolere edemeyen, kızıl veya sarı saçlı, renkli gözlü cilt tipi olan kişiler korunmasız güneş altında kalınca 10 dakika içinde güneş yanığı oluşturabiliyor.

Güneş altında hafif kızaran ve hafif bronzlaşan cilt tipleri içinse süre 15-20 dakika. Ancak güneş altında kolay bronzlaşan kumral ve koyu tenli ciltlerde bu süre 15-25 dakikayı bulabiliyor.

Güneş kremi kullanmanın altın kuralları

Kurallara uygun olarak bir güneş koruyucu krem kullanmamız gerekirse, bir seferde tüm vücuda sürülmesi gereken ürün 30 ml (neredeyse bir defada 1 kremin tamamına yakın) olmalı.

Ancak pratikte hiçbir zaman buna uygun olarak krem kullanılmıyor. O nedenle, güneş kremi güneşe çıkmadan 20-30 dakika önce ince bir tabaka şeklinde ve güneş gören bölgelerde boş alan bırakılmadan sürülmeli. Deniz kenarı ve havuz kenarı gibi yerlerde 2 saatte bir yinelenmeli, diğer gündelik yaşamda 4 saatte bir kullanılması yeterli.

Güneş koruma faktörünün değerleri

Güneş koruma faktörü 4-12 arasında olanlar, güneşe karşı hafif koruma sağlıyor.

Bu ürünler kış aylarında, koyu tenli ve güneş hassasiyeti olmayanlarda uygun olabiliyor. Güneş koruma faktörü 12-30 arasında olanlar, orta derece koruma sağlıyor. Güneş koruma faktörü 30’dan fazla olanlar ise, yüksek koruma içeriyor. Bu ürünler açık tenli, güneşe hassasiyeti olan ve güneş hasarı geçirmiş kişiler için uygun. Ancak unutulmaması gereken bir nokta var ki, bu faktörler sadece UVB için hesaplanmış formüller. Ancak cilde asıl hasar veren ve cilt kanseri için önemli olan UVA genellikle ihmal ediliyor. O nedenle güneş koruyucu krem alırken sadece UVB koruması (SPF) faktörüne bakmak yeterli değil. Kremlerin UVA koruyucu özelliklere de sahip olması gerekli.

Güneş kremleri cilt kanserini önleyebilir

Son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda, güneşin ciltte oluşturduğu ve kansere neden olan hücresel düzeydeki değişiklikleri engelleyen formüller geliştirilmiştir. Bu ürünlerin düzenli kullanımının güneşe bağlı oluşan deri kanserlerinde azalmaya yol açtığı gösterilmiştir.

Doğrudan güneşe maruz kalmayacak olsanız da her zaman koruyucu ürün kullanın

Çünkü gölgede olmak, şemsiye altında olmak veya bulutlu hava gibi şartlar altında bile güneşten yüzde 100 korunma sağlayamıyorsunuz. Bu gibi durumlarda sadece günde bir kere güneş koruyucu krem kullanmak yeterli olabilir. Yine güneşten korunmak için giysilerden de faydanılabilir. Geniş kenarlı şapkalar, büyük güneş gözlükleri, kalın dokunmuş kıyafetler sizin güneşten korunmanıza yardımcı olacaktır.

GÜNEŞLENEYİM DERKEN CİLDİNİZİ YIPRATMAYIN

Yazın bronzlaşan tenimiz ışıltılı bir görünüm kazanıyor. Ancak bu ışıltılı görünüm yerini bir süre sonra kurumuş ve pul pul dökülen bir deriye bırakıyor. Kahverengi lekeler, kızarıklıklar ve kalıcı damar genişlemesi de güneşlenme sonucunda ortaya çıkan diğer değişiklikler. Tüm bunların yanı sıra yoğun güneş; erken yaşlanma, kırışıklık, sağlıksız bir cilt ve deri kanseri riskini de artırıyor.

Yaz mevsiminin cildimizde ve saçlarımızda yarattığı olumsuz etkilerden kurtulmak için bunları yapın...

Cildinize nem verin

Sabah/akşam yüzümüzü uygun bir temizleyici ile temizlemeliyiz. Yağlı ciltlerde jel, kuru ciltlerde köpük formunda temizleyici tercih edilebilir. Yüzümüz için deri tipine göre yağlanma yapmayacak, fakat nemlendirecek ürünleri her yıkama sonrası mutlaka kullanmalıyız. Kuruluk çok yoğun ise, nem maskesi tercih edilebilir.

Derinizi canlandırın

Sonbaharda üç haftalık periyotlarla uygulanacak, meyve asitleri ile yapılan kimyasal peeling, derimizin parlak ve canlı görünmesine yardımcı olacaktır. Gece kremi olarak meyve asiti veya retinoik asit içeren ürünler tercih edilmelidir. Bu sayede derinin üst tabakası soyulurken, kolajen oluşumu aktive edilmiş olur. Böylece cilt parlak ve pürüzsüz görünüme kavuşurken, akne oluşumu da engellenmiş olur. Tatil haricinde yaz ve hatta kış aylarında günlük bakım kremini koruma faktörlü seçmek, yapacağımız en temel korunma yöntemi olacaktır.

Vücudunuzun bakımını da ihmal etmeyin

Yüz için geçerli olan her şey vücut için de geçerlidir. Güneş ve tuzlu su, cildin nemini kaybetmesine yol açan başlıca etkenlerdir.

Yazın sık sık duş almak, klor ve deniz suyu, cildin lipid tabakasının uzaklaşmasına neden olmaktadır. Engellemek için yapılması gereken ise, vücut nemlendiricisi kullanmayı asla ihmal etmemek. Fazla tahriş etmeden uygulanacak kese veya peeling gibi işlemler de ölü derinin atılmasını sağlayacaktır.

SAĞLIK HABERLERİ

KAHVEYİ SEVMEK İÇİN BİR SEBEP DAHA

Bir sonraki kahveniz büyük boy olsun mu? Annals of Internal Medicine dergisinde çıkan iki çalışmaya göre kahve sadece sabahları uyanmanıza yardımcı olmuyor, aynı zamanda ömrünüzü de uzatabiliyor. Deneklerin günde 2-4 fincan kahve içtikleri çalışmada, 9 yıllık vadede, kahve içmeyenlere nispeten yüzde 18 daha az ölüm risklerine sahip olduğu bulundu. 10 Avrupa ülkesinde yapılan bir çalışmada ise kahve tüketimi ile karaciğer hastalıkları, erkeklerde intihar, kadınlarda kanser, sindirim ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları arasında ters bir ilişki olduğu görüldü. Kahve ayrıca diğer birçok hastalığa karşı vücudu koruyor.