Yaşam Tarzı

Her şey kafada biter #59

Sonuna kadar gitmek mi, gerektiğinde vazgeçmek mi?

Hedelerinizin ömrünü nasıl belirleyeceğinizi öğrenin.

YAPTIĞIMIZ HER SEÇİM,

bizi hedelerimize bir adım daha yaklaştırır. Ve her adımda ortaya koyduklarımızdan ders çıkararak yolculuğumuza daha kolay devam etmeyi amaçlarız. Ancak hepimizin bildiği gibi dış etmenler ve de kendi zihin yapımız yüzünden ara ara tökezleriz.

Biz de spor psikolojisi ve egzersiz bilimi dallarında uzman üç profesyonele, başarıya motive olmak için ne yapmamız gerektiğini sorduk. Zira işler güçleştiğinde zihniniz sayesinde engelleri nasıl aşabileceğinizi öğrenmenizde fazla fazla fayda gördük!

AŞK İLE YAPIN

Hedeflere erişme konusunda özgüven ve bilinç en büyük dayanaklarımız. Altus Health sağlık hizmetleri kuruluşundan Paul Vincent, “Fiziksel kuvvet bakımından eşit iki atleti birbiriyle yarıştırdığımızda, hangisinin motivasyonu tamsa o kazanır” diyor. Sizi motive eden şeyleri düşünün. Klinik spor psikoloğu Dr. A. Kaufman, bunun iki türü olduğunu söylüyor: içsel ve dışsal tetikleyiciler. İçsel olan, bir olaya ona ilginizden, aşkınızdan girişmenizi teşvik eder. Dışsal tetikleyiciler ise para ve övgü gibi diğer amaçlarla bir işe girişmenizi teşvik eden etkenler. Bir hedefe ya da işe koyulurken içsel tetikleyicilerinizin sayıca daha fazla olması sizin yararınıza. En nihayetinde sebepleriniz ne kadar öznel ve kişiselse başladığınız işte o kadar kararlı olursunuz.

ÖDÜN:

Motivasyon dökümü çıkarın. Sizi motive eden şeyleri sıralı halde gördüğünüzde şaşırabilirsiniz. Bu sayede hedefinize giden yolda yapmanız gereken fedakarlıkları da görerek kendinizi daha iyi hissetmeye başlarsınız.

ÖDÜL:

Dış etmenler sizi bir işte sonuna kadar gitmeye itecek tam güce sahip olmayabilir; ancak sizi gerçekten kamçılayanın ne olduğunu daha derine inerek bulabilirsiniz. Vincent, “en iyisi” olmaktansa “kendinizin en iyisi” olma amacıyla hareket ederseniz sonuç veya kazançlar sizi o kadar çok tatmin eder diyor.

KENDİNİZİ BAĞIŞLAYIN

Siz de herkes gibiyseniz 7/24 fişek gibi olmak istiyorsunuz.

Ancak sözüm ona “her an hazır” niteliği, bir yerlerde tökezlemeye mahkum! O yüzden sizin de bu durumla barışık olmanız lazım. “Hem müşkülpesentlik o kadar kötü bir şey değil” diyor Kaufman ve ekliyor: “Kararlılığınız hedef menzilinizi büyütmenize ve enerjinizi bu hedeflerin peşinde harcamanıza yardım eder.

Ancak bu minvalde istenildiği gibi gitmeyen günlerde düşüncelerinizi dizginlemeyi, hatalarınızı affetmeyi ve zihinsel gücünüzü baltalamaktan vazgeçmeyi öğrenmeniz lazım.” Kaufman, “En iyi atletler daha iyi olmaya çabalayanlardır, hep kusursuz bir iş çıkarmaya çalışanlar değil” diyor. Verdiğiniz çaba ve kaydettiğiniz büyümeden bahsediyoruz. “Ortaya koyduğunuzu sürekli yargılayarak aslında performansınıza köstek oluyorsunuz” diye de ekliyor.

ÖDÜN:

Tükenmişliğin perde arkasındaki etmenler zihinsel, duygusal ve fiziksel strestir. “Kendinizi öne çıkarmak” için bazen biraz “gerilemek” gerekir.”

ÖDÜL:

İçinizdeki acemi ruha kanalize olun. Bu ister antrenman olsun isterse yeni bir iş girişimi o işe ilk koyulduğunuz anda hissettiklerinizi aklınıza getirin ve o anın heyecanını, şevkini yeniden yaşayarak kaldığınız yerden devam edin.

NE ZAMAN BASKILAYACAĞINIZI BİLİN

Zaten alışkın olduğunuz rutini sürdürmek zor olmasa gerek; ancak büyümek ve ödül kazanmak için kendinizi mütemadiyen geçmeniz gerektiğini de çok iyi biliyorsunuz. Akış Genom Projesi adlı düşünce kuruluşuna göre, eşiğinizin yüzde 4 üstüne çıktığınızda beyniniz “akış moduna ya da kipine” geçiyor.

Vincent şöyle diyor: “Beyniniz şiddetli bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığınızı algıladığında, amigdalanın ‘ya dövüş ya kaç’ sistemini harekete geçirir. Bu esnada beynin ‘sert’ kısmı ‘korktuğunu belli etme ve rahat ol’ derken ‘akışkan’ kısmı ‘Bana yeni bir beceri öğret’ der.” Peki, siz hangi durumda yaşıyorsunuz? Beyniniz “Tamam, bunu yapıyoruz” kararını algıladığı an, vücudunuz çok geçmeden adrenalin, kortizol ve dopamin salıp giriştiğiniz bu yeni işte size destek olmaya gelir.

Buna karşın duygusal ve zihinsel mücadeleler, edindiğiniz yeni amaçların bir unsurudur. Sizin ödeviniz sadece suçluluk ve iştah hissettiğinizi kabullenmek. Bu durum çok sayıda olumsuz duygunun önüne geçmenize yardım eder. Eğer zihniniz kendi kendini engelleyen içsel bir konuşmaya dalarsa yaptığınız seçimlerin sorumluluğunun sizde olduğunu kendinize tembihleyin. İştah mevzuu için de söyleyebileceklerimiz şunlar: İnsan doğası, karbonhidrat ve yağ gibi yüksek enerjili yiyecekleri yemek isterken bedensel çalışmalarından kaçmayı yeğler. Bu duruma karşı koymak kolay olmayabilir.

Ancak karşılaştığınız tüm mücadelelerde olduğu gibi vücudunuzun yeni anlayış veya alışkanlığınıza kendini uyarlayıp bu durumu hep varmış gibi algılaması gayet mümkün.

ÖDÜN:

Hevesinizi yitirdiğiniz zamanlar olabilir; çünkü beyniniz planladığınız yeni düzene kendini uyarlayabilir ve ilk başladığınızdaki o yenilik heyecanı ortadan kalkabilir.

ÖDÜL:

Vincent, “Beyninizi o eşikten atlatmak için bir ivedilik duygusu yaratın” diyor.

Rutininizi 15 dakika hızlandırabilir misiniz mesela?

TEK ÖDEV ODAKLI OLUN

Performans uzmanları, tarifi zor o -her şeyle bir olma- akış haline girmenin sadelik ve basitlikten geçtiğini söylüyor.

Dikkatinizi dağıtan etkenleri azaltarak işinizi kesintisiz bir şekilde uygulamaya çalışın. Yeni bir çalışmaya göre üç saniyelik bir dikkat bozukluğu yaptığınız hata sayısını iki katına çıkarıyor; dört saniyelik bir dikkat bozukluğu hata sayısını dörde katlıyor. Hata yapmamak için tek ödev odaklı çalışmayı öğrenin. “Tamamen konsantre yaptığınız işe dikkatinizin tümünü verebiliyor ve daha iyi bir iş çıkarabiliyorsunuz” diyor Kaufman.

ÖDÜN:

Zihninizi içinde bulunduğunuz ana kanalize etmek, fiziksel kuvvet geliştirmek kadar önemlidir.

ÖDÜL:

Selfinizi antrenmandan sonraya saklayın. Zihinsel işleyişinizi sadeleştirerek enerjinizin tümünü fiziksel gayretinize aktarın.

SORUMLU OLUN VE KENDİNİZİ ÖDÜLLENDİRİN

Hedeflerinize erişip erişememe de kendinizi ispat etmek istediğiniz birileri var mı?

Motivasyon uzmanı ve ABD Uygulamalı Spor Psikolojisi Derneğinin kurul üyelerinden Dr. Kristen Dieffenbach; “Kendinizi sorumlu hissettiğiniz birinin olması motivasyonunuzu sandığınızdan daha iyi körüklüyor” diyor. Üstelik “Ufak başarı ve edinçlere odaklanmak beklentileri destekleyip dopamin yolaklarını sağlama alıyor” diye de ekliyor.

ÖDÜN:

Öz değerlendirme kişinin egosunu örseleyebiliyor, ancak sorumluluk duygunuzu bozmadan kendinize zarar veren alışkanlıklarınızdan sıyrılmanız gerekiyor.

ÖDÜL:

Küçük de olsa başardığınız hedeflere karşılık kendinizi ödüllendirmeyi ve bazen de sonuçlar yerine sarf ettiğiniz gayrete odaklanmayı bilin.

HABER ZAMANI

BAŞ AĞRILARI

Finlandiya Üniversitesinde

yapılan yeni bir çalışmaya göre,

müzmin baş ağrılarınız başladıysa, bunun D vitamini eksikliğinden kaynaklanıyor olması muhtemel. 5 yıl süren çalışmada, 42-60 yaşlarındaki 2,500 erkeğin D vitamini seviyeleri ölçüldü. En düşük seviyeye sahip olan erkeklerde müzmin baş ağrısı belirtileri görüldü. Yeterince güneş ışığı alamamak D vitamini eksikliğinin bilinen sebeplerinden. Uzmanlar kışın günde 2.000 IU ile yazın ise yarısı dozda D vitamini takviyesi alınmasını öneriyor.