Yaşam Tarzı

#136 - Var Olun?

SKORU EŞİTLEYİN

Her 10 yılda bir, yılların yükünü üzerinizden atmak için hormonlarınızı baştan aşağı dengeleyin.

Daha uzun süre genç kalmanın gerçek sırrı ne biliyor musunuz? En pahalı ve

etkili cilt bakım tedavilerinde bile bulunmayan mücizevi bir madde. Tam aksine bu kemik, beyin, kalp ve cilt sağlığında sorumlu büyülü formül

vücudunuzda gizli. Evet, hormonlardan bahsediyoruz. Bu hassas dengeye sahip kimyasal kombinasyon; enerji seviyenizden ruh halinize, vücudunuzun ve aklınızın neredeyse her şeyini ayarlamaktan sorumlu ama zaman hormonlarınızın en büyük düşmanı.

Yaşlanmayı geciktirme uzmanlarının yaptığı bir araştırma; hormonlarınızın,

yaşlanma üzerindeki büyük etkisini ortaya koyuyor. O dönemlerde hormon seviyelerinde meydana gelen büyük düşüşler sebebiyle kadın vücudu, 40 ve 50’li yaşlar arasındaki dönemde 6 ila 18 yıla eşdeğer bir yaşlanma geçiriyor. İyi haber şu; bu zaman ayarlı bombayı hayatınızın her anında daha genç görünmeniz ve hissetmenize yardımcı olacak belli yöntemler sayesinde etkisiz hale getirebilirsiniz. İşte bu yöntemler…

UZUN YAŞAMANIN 5 YOLU

Zamanı geri çevirmek ya da gençlik enerjinizi ve görünüşünüzü korumak mı istiyorsunuz? Biz yaşamı daha uzun süre sevmenize yardımcı olacağız.

Kaç yaşına kadar yaşamak istiyorsunuz? 80, 90, 120’ye ne dersiniz? Bilim adamlarına göre insan ömrü yaklaşık bu kadar. Eğer üç haneli rakamlara ulaşmada şansınızı denemek istiyorsanız, zamana karşı hazırladığımız plan yardımcı olabilir. Hormonları dengeleme konusundaki ipuçları, sizi genç tutacak bir menü ve zamanı geri döndürebilecek muhteşem yoga hareketleri rehberimizin ana hatları. Geleceğiniz bugün başlıyor…

UZUN YAŞAMANIN 5 YOLU

1 DAHA AKILLI BESLENİN

A vitamini ve mineral dolu bir diyet sizi genç tutacaktır. Biber, yabanmersini gibi antioksidan bakımından zengin yiyecekleri sık sık tüketin ve haftada iki ya da üç kez balık yağı alın. Düzenli tüketildiğinde su teresi çizgileri azaltmada yardımcı olur. Alınan kalori miktarını azaltmakta da yardımcı olabilir. Fareler üzerinde yapılan araştırmalara göre; besin alımını yüzde 30-40 azaltmak, yaşlılıkla ilgili hastalıklara karşı direnci arttırabiliyor. Orta yaşta yağlı göbek, demans hastalıkları riskini de neredeyse iki kat arttırdığından bu konu çok önemli.

2 GÜÇLÜ KALIN

Osteoporosis, kemiklerinizi daha da kırılgan yapar. Kadınların kemik sağlığı 30’lu yaşlarda kötüleşmeye başlar ve bu kötüleşme menopozdan sonra hızlanır.

Omurganızdaki kemikler ve vücudun alt kısmı ağırlığı destekler, bu yüzden çok önemlidirler. Aerobik, ağırlık egzersizleri ve direnç antrenmanları omurgadaki kemik yoğunluğunu arttırırken, yürümek de kalçadaki kemik yoğunluğunu arttırır.

Daha uzun bir yaşam için kemiklerinizi güçlendirin.

3 BAŞARI İÇİN ESNEYİN

Yoga sizi genç tutar çünkü her hareket farklı bir sağlık faydası getirir. Klasik duruş omurgaya taze oksijen ve kan gönderir, vücudu yeniler. Bu sayede daha rahat, daha az stresli hissedeceksiniz ve vücudunuz güçlenecek.

4 GÖZLERİNİZİ VE ZİHNİNİZİ AÇIN

Sebze, Omega-3 ve D vitamini zihinsel fonksiyonlarınızı zirvede tutar. Ayrıca yabancı dil öğrenme gibi hobiler unutkanlığı önlemede işe yarar.

Araştırmalara göre; görüşünü ‘iyi’ veya ‘harika’ olarak nitelendirenler, kötü gördüğünü söyleyenlere göre demans hastalığı riskini yüzde 63 daha fazla azaltıyor.

5 STRESİ HAYATINIZDAN ÇIKARIN

Türkiye’de çalışan nüfusta her beş kişiden birini etkilerken aynı zamanda hastalıklarında bir numara kaynağı.

Ağrılara ve kaşıntılara, baş dönmesine, ishale, kabızlığa ve göğüs ağrılarına neden olur. Cevap mı? Hareket edin.

Günlük rutininize egzersizi de ekleyin.

Alışverişe yürümek, işe bisikletle gitmek veya bahçeyle ilgilenmek stresi azaltır.

20’ler

STRESLE SAVAŞIN

20’li yaşlarınız, üretkenliğinizin tavan yaptığı dönemlerdir yani hormonlarınız da mükemmel bir denge içinde olur. Fakat yine de hormonların çalışmasında bozukluklar olması durumunda yaşlanma etkilerine yenik düşebilirsiniz. Peki suçlu kim? Stres. Stresin hormon üretimine büyük etkileri olabilir. İsim vermek gerekirse enerji veren ve odaklanmayı sağlayan DHEA düşük kalabilir. DHEA olarak bilinir, bir steroid hormonudur. Vücut tarafından doğal olarak sentezlenir ve bir dizi rolü yerine getirir.

Stresin yaptığı bir diğer şey de çok fazla kortizol üretimine yol açmaktır. Bu iştahınızı arttırır, kas kitlesini, kemik yoğunluğunu ve cinsel isteği azaltır, depresyona ve hafızanın zayıflamasına yol açar.

Diğer bir değişle kronik stres bizi yumuşak, iradesiz ve normalde olduğumuzdan çok daha yaşlı yapar ama bunu bir düzene sokmak, yağ yakıcı hormonlarınızı çalışır seviyede tutacaktır.

Stresi azaltmaya giden yolda atmanız gereken ilk adım hayatın tadını çıkarmaktır.

Gülün, derin derin nefes alın ve güzel insanlarla vakit geçirin.

Dinlenin, sağlıklı beslenin, susuz kalmayın ve egzersiz yapın.

30’lar

DİYETİNİZE DİKKAT EDİN

Kadınlarda progesteron seviyeleri 30’lu yaşların ortalarına doğru düşmeye başlarken, östrojen seviyeleri aslında hafifçe yükselir. Semptomlar genellikle karın bölgesinde kilo kazancı, azalan cinsel istek, kötüleşen adet öncesi sendromları, ani ruh hali değişimleri, düşüncelerde bulanıklık ve migren şeklindedir.

Eğer bu semptomları yaşıyorsanız diyetinizi dikkatlice kontrol etme zamanı gelmiş olabilir. Yüksek şekerli diyet gibi yaşam tarzından kaynaklı şeyler, hormonları ciddi anlamda etkileyebilir.

Eğer bolca östrojen salgıladığınız halde progesteron seviyenizin düşük olduğu bir hormonal dengesizlik yaşıyorsanız, karbonhidrat ve şeker açlığı çekmeniz normaldir. Sıkıntılı kısım ise bu açlıkları gidermenin progesteron seviyesini iyice düşürüp problemi daha da artırabilmesi. Bu bir kısır döngü. Bu durum kendinizi düşük motivasyonlu ve uyuşuk hissetmenize neden olabilir.

Hormonal dengesizlikler anlık enerji ihtiyacınızı karşılamak için karbonhidratlara yönelmenize, bu da tekrardan enerji ve motivasyon eksikliği hissetmenize yol açarak düzenli bir egzersiz programı oturtamamanıza sebep olur.

Diyetiniz üzerinde oynamalar yaparak bu döngüden çıkabilirsiniz. Düşük GI içerikli yiyecekler tercih edin; tuz ve şeker tüketiminizi azaltın; kahve ve alkolden kaçınarak bol bol su için. İşlenmiş yağlı abur cuburdan kaçının. Bunun yerine soğuk su balıkları, çiğ fındık ve çeşitli tohumlar gibi faydalı yağlar içeren besinler tercih edin. Bu besinler iltihap önleyici Omega-3 içerdiklerinden adet öncesi sendromlarına epey faydalıdırlar.

40’lar

DAYANIKLILIK EGZERSİZLERİ YAPIN

40’lı ve 50’li yaşlar arasında testosteron seviyeleri düzenli olarak gerilemededir. Bunun sıcak basması, gece terlemeler, ağrılı eklemler, vajinal kuruluk ve depresyon gibi sonuçları olabilir.

Testosteron düşmesi; cildin berraklaşması, hafıza, cinsel istek ve enerji açısından iyidir. Ayrıca osteoporozun gelişmesini önlemesi açısından da oldukça önemli bir hormondur.

Kırklı yaşlara geldiğinizde büyüme hormonu seviyeleriniz de hızla düşmeye başlar. Kırk yaş civarında herkesin büyüme hormonu tepe noktasındadır, seksende ise bu miktar en azından yüzde 90 azalma gösterir. İyi haber ise şu; haftada üç kere antrenman yapmak, her öğününüze protein katmak ve düzgün bir uyku düzeni edinmek bir yandan göbek yağlarını uzak tutup diğer yandan büyüme hormonu seviyelerinizi artıracaktır.

Diyetinizdeki çinko ve magnezyum miktarını arttırmak, testosteron seviyelerinizi de yükseltecektir.

Çinko testosteronun östrojene dönüştürülmesini engeller. Kırmızı et, deniz ürünleri (özellikle istiridye), balkabağı çekirdekleri, kakao ve buğday tohumları, yüksek çinko içermeleriyle bilinen afrodizyaklardır.

Magnezyum da, enerji vericiliğiyle ve büyüme hormonu seviyelerini yükseltmede çinko ile beraber görev almasıyla oldukça önemlidir. Ayrıca cinsel isteği arttırır ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.

Fakat araştırmaların gösterdiğine göre; 35-49 yaş arası kadınların yüzde 80’i günde 300 mg bile magnezyum almıyor. Üstelik bu miktar tavsiye edilen minimum miktar olan 400 mg’ın çok altında. Bu yüzden magnezyum açısından zengin yeşil yapraklı sebzeler, fındık, tam tahıllı yiyecekler ve baklagilleri tercih edin.

50’ler

MENOPOZA DOĞRU DİKKATLİCE İLERLEYİN

Türkiye’de kadınların genellikle menopoza girdiği ve vücudun östrojen eksikliğinden dolayı artık adet döngüsünün durduğu yaş 50.

Bu dönemde sadece cilt değil genel anlamda deri incelmeye başlar. Vajinal derinin zayıflaması da yaygındır, bu acılı cinsel birlikteliklere ya da idrar yolunda iltihaplanmalara sebep olabilir.

Testosteron seviyeleri de düşüşe geçer. Bu durum da cinsel isteksizlik, kas dokusunda azalma ve düşüncelerde bulanıklığa sebep olur.

Ayrıca östrojen seviyesinin düşmesi aynı zamanda serotonin seviyelerini de etkileyerek depresyona, sinir bozukluğuna ve rahat uyuyamamaya neden olur.

Bu hormonal seviye düşüşü, insulin dayanıklılığı riskini arttırıp göbekte yağlanmaya, kalp hastalığına, alzheimer ve osteoporoza da sebep olabilir. Östrojen azalmasından kaynaklanan yaşlanma belirtileri yaşam stiliyle yok edilebilir. D3 vitamini de dahil olmak üzere çeşitli besin takviyeleri tüketmek, bu yaşta olmazsa olmazlardan.